İslam İlmihali

Allah Katında Din İslamdır

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
İslam İlmihali

İsrailli psikolog Müslüman oldu

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

İsrail uyruklu Alman vatandaşı Ortodoks Musevi Psikolog Doktor Anters Geb Radojcic, 11 yıldır yaşadığı Manavgat'ta Müslüman olarak Fatma ismini aldı.

 

İsrail uyruklu Alman vatandaşı Ortodoks Musevi Psikolog Doktor Anters Geb Radojcic, 11 yıldır yaşadığı Manavgat'ta Müslüman oldu. 2009 yılında 20 ihtida töreniyle rekor kıran Manavgat Müftülüğü'nde 2010 yılının ilk ihtida töreni İsrail uyruklu Alman vatandaşı Anters Geb Radojcic (61) için düzenlendi. Fatma ismini alan Radojcic öldüğü zaman 11 yıldır hayatını paylaştığı, Haziran ayında vefat eden eşi Barış Türker'in yanına defnedilmek istedi.

 

Devamını oku...
 

Çocuğun Nesebinin Sabit Olma Yolları

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfMükemmel 

Çocuğun ana tarafından nesebi, onu doğuran kadındır. Doğan çocuğun meşru veya gayri meşru bir cinsel birleşmeden olması, nesebin anaya bağlanmasında etkili olmaz. Çocuğun babaya nisbeti ise dört durumda söz konusu olabilir. Bunlar; sahih veya fasit evlilik, şüpheye dayalı cinsel birleşme veya babanın çocuğun nesebini tanımasından ibarettir.

 

İslâm, zina ürünü çocuğun nesebini erkeğe bağlamayı kabul etmemiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Çocuk yatak sahibi olan erkeğe aittir. Zina eden için ise mahrumluk vardır." (Buhârî, Büyû', 3, 100, Husûmât, 6, Vesâyâ, 4, Megâzi, 53, Feraiz, 18, 28; Müslim, Radâ, 36, 38; Ebû Dâvud, Talâk, 34.) Aşağıda, nesebin sabit olma yollarını açıklayacağız.

 

1) Sahih evlilikte nesebin sabit olması:

 

Evlilik içinde doğan çocuğun nesebinin, babaya bağlanması gerektiğinde, İslâm fakihleri görüş birliği içindedir. Delil; "Çocuk yatak sahibi olan erkeğe aittir" hadisidir. Burada yatak sahibinden maksat, doğan çocuğun annesi ile evli bulunan erkektir. Ancak çocuğun nesebinin babaya bağlanabilmesi için, aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir. Aksi durumda baba çocuğun nesebini reddedebilir.

 

a) Kocanın baba olabilecek nitelikleri taşıması:

Devamını oku...
 

Ezan ve İkamet

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 29
ZayıfMükemmel 

Ezan ve Cami144- Ezan, lûgatta bildirmek demektir. Şeriat deyiminde, farz namazlar için belli vakitlerde bilindiği şekilde okunan mübarek sözlerden ibarettir. Ezan okuyana "Müezzin" denir.

 

Farz namazlar için ezan okumak, bu namazların kılınacağını ilan edip bildirmek, kitab ve sünnetle sabittir. Fakat Müslümanlığın başlangıcında bildiğimiz şekilde ezan okunmazdı. Bir müddet, namaz vakti gelince: "Essalâte, Essalâte = Namaza, namaza" veya: "Essalâtü camiatün = Namaz toplayıcıdır," deniliyordu. Yani, namaz Müslümanların güzel bir toplum halinde yaşamalarına vasıtadır. Birtakım güzellikleri ve şükür nevilerini kapsar diye çağırma yapılmıştı. Peygamber Efendimizin birinci hicret yılında, Medine-i münevvere'de Hazret-i Peygamberin Mescidi inşa edilip tamamlanmıştı. Ashab-ı kiram muntazam bir halde toplanarak cemaatla namaz kılmaya başlamışlardı. İşte bu sırada Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz vakitlerinin insanlara duyurulması konusunda arkadaşları ile bu işi görüşmeye başladı. Sonunda ashabdan bazı zatların aynı şekilde görmüş oldukları sadık rüyaya ve o rüyayı doğrulayan bir vahye dayanarak bildiğimiz gibi ezan okunmaya başlanmıştır. Bu ezan erkekler için vacib kuvvetinde bir müekked sünnettir. Müslümanlığın en büyük alametlerinden biridir. Peygamberimizin Hicreti bahsine bakılsın!...

Devamını oku...
 

Serbest Boşanma Sistemi

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Bu sistem, eşlerden her ikisine de boşanma hakkı tanıyan veya karşılıklı rıza ile boşanmaya cevaz veren sistemdir.

 

Eski Franklarda boşanma hakkı, bazı durumlarda kadına da tanınmıştır. Cermen hukukunda karının ailesi ile koca arasında boşanma anlaşması yapılırdı. Ancak onuncu yüzyıldan sonra boşanma Germenlerde de kilise hukukuna tabi oldu.

 

Roma hukukunda, sonraları; karşılıklı anlaşma ile evlenmeye son verilebileceği kabul edilmiştir. Roma'da Devlet; "anlaşma evlenmeyi, anlaşmazlık ise boşanmayı doğurur" prensibiyle, önceleri boşanmalara karışmazdı. Ancak, boşanmalar çoğalıp , bu yüzden ahlâk bozulmaya başlayınca; İmparatorluk devrinde şerefsizlik yüzünden boşanma durumunda, çocukların hangi tarafa verileceğine hakimin hükmetmesi gerektiği prensibi kabul edilmiştir ki, bu emirname, Roma Devleti'nin yaptığı ilk müdahaledir.

Devamını oku...
 

İman'da Ehl-i Sünnet İmamları

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

72- Kendilerine Ehl-i Sünnet ve Cemaat (Peygamberin ve onun eshabının yolunda bulunanlar) ve Fırka-i Naciye (selamete kavuşanlar) adı verilen Müslümanların inançları, şu yukardan beri yazdığımız gibidir.

 

Bilindiği üzere, peygamber efendimiz ile görüşüp ona iman edenlere "Ashab-ı Kiram ve Ashab-ı Güzin" denir. Ashabı görüp de onlardan feyiz alan Müslümanlara "Tabiîn" adı verilmiştir.

 

Ashab-ı güzin ile Tabiîne "Selef-i Salihin" denir. Bunlar ehl-i sünnetin öncüleridir. Bunlar peygamberimizin yolunu gereği üzere izlemişler ve İslamiyeti her tarafa yaymışlardır. İslam birliğini ve topluluğunu kuvvetlendirmişlerdir. Din adına uydurmalardan uzak kalmışlardır.

 

73- Ehl-i Sünnet'in İtikat (inanç ve iman) ile ilgili konularda yetkili büyük alimleri ve imamları vardır. Bunlardan her biri, Selef-i Salihin dediğimiz Ashab ve Tabiîn'in yolunda yürümüşlerdir. İslam aleminde yüz gösteren değişik görüşlere, felsefî nazariyelere karşı gerçeği savunmaya çalışmışlardır. İslam inancının ne kadar saf ve ne kadar doğru olduğunu genişlemesine incelemiş ve çeşitli delillerle ispatlamışlardır.

Devamını oku...
 

Velayet ve Vesayet

E-posta Yazdır PDF

Velâyet Terimi ve Kapsamı

 

Velâyet sözlükte; idare etmek, düzenlemek, işi üzerine almak, yardım etmek ve sevmek gibi anlamlara gelir. Bir terim olarak ise şöyle tarif edilebilir: Ergin, akıllı ve reşid olan bir kimsenin, eda ehliyeti hiç olmayan veya eksik bulunan başka birisinin şahsına veya mallarına ilişkin işlerini, gözetip yürütmek üzere onun yerini tutmasıdır.

 

Veli, küçük yaştaki çocuk, akıl hastası, ölüme götüren bir hastalığa yakalanan ya da bunama gibi bir nedenle kendi şahsı veya malı ile ilgili iş ve muamelelerini bizzat yürütmeye gücü yetmeyen kimseler adına bizzat muameleler yapmak veya onun yapacağı bazı muamelelere icazet vermek gibi önemli bir toplum hizmetini üstlenmiş olur. Bu ise bir hısımlık, sevgi, yardım gayesi gibi duygularla yapılır. Bu yüzden velâyet kelimesinde sevgi ve yardım anlamı vardır. Nitekim Kur'an'da "veli" ve çoğulu "evliyâ" kelimeleri "dost, yardımcı ve idareci" anlamında kullanılmıştır. Çeşitli âyetlerde mü'minlerin mü'minleri bırakıp kâfirleri ya da yahudi veya hristiyanları dost ve idareci (evliyâ) edinmemesi istenmiştir. (bk. en-Nisa', 4/139, 144; el-Mâide, 5/51, 56.) Başka bir âyette ise İslâm'ı alay konusu yapan ehl-i kitabın dost edinilmemesi ayrıca vurgulanmıştır. (bk. el-Mâide, 5/57.)

Devamını oku...
 

Hicaz demiryolu ile Mekke 24 saat

E-posta Yazdır PDF

1. Dünya Savaşı`nda tahrip olan Hicaz Demiryolu, dört ülkenin ortak girişimiyle yeniden hayata geçiyor. 2012`de bitmesi öngörülen hat ile İstanbul-Mekke arası 24 saate inecek.

 

Hicaz Demiryolu Projesi 100 yıl sonra yeniden hayata geçiriliyor. Türkiye`nin ısrarlı girişimleri sonucunda Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye, kendi ülkelerinde projenin bağlantılarını tamamlayacak. Böylece Mekke ve Medine`den Avrupa`ya kesintisiz ulaşım sağlanacak. İstanbul-Mekke arasını 1 güne indirecek olan proje hayata geçtiğinde yılda 10 milyon yolcu taşınacak. Türk-Amerikan İşadamları Derneği`nin (TABA) iftar porgramına katılarak yatırımcıları bilgilendiren Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Suat Hayri Aka`nın verdiği bilgiye göre Hicaz Demiryolu hattının yeniden hayata geçirilmesi için çalışmalar sürüyor. Aka, bu kapsamda İstanbul-Edirne hızlı tren hattının programa alındığını belirterek `Ayrıca İstanbul-Ankara-Konya hızlı hattı inşası devam etmekte olup, Konya-Karaman-Adana sınır rehabilitasyon projesinin yapımına da kısa süre içerisinde başlanacak. Böylece Arap yarımadası ile Avrupa, Türkiye üzerinden modern bir demir yolu ile bağlanmış olacak` dedi.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 51
Allah Nurunu Tamamlayacaktır

AllahCenab-ı Hak, Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) vasıtasıyla nurunu iş'al buyurmuştur ve parlatmıştır. Evet devr-i risaletpenahi'nin Efendimiz'in hayatıyla alakalı kısmı biterken Allah'ın nuru da tamamlanmıştır.

Efendimiz, ötelere yürüdüğü zaman -müverrihlerin tespitine göre- sahabi sayısı kadın-erkek, çoluk-çocuk yüz bine baliğ olduğu söylenmektedir. Rical kitaplarında tespit edilen Sahabe sayısı ise yaklaşık on bin kişi kadardır. On bin kişi şöyle böyle sadece bir mahallenin sakinleri kadar demektir. Evet, Resûl-i Ekrem'in kitabıyla, sünnetiyle arkada işin aktivitesini üzerine alan cemaatin kemmî durumu buydu. Keyfî durumuna gelince o çok derindi. Bu insanlar daha sonra cihanların hayat tarzını ve yeryüzünün coğrafyasını değiştirmişlerdir. Kendisinden çok kısa bir zaman sonra da Hulefa-i Raşidîn ve Emeviler döneminde, Afrika baştanbaşa fethedilmiş, Anadolu içlerine kadar gelinmiş; diğer taraftan Mâverâünnehir ve daha ötelere gidilmiştir. Ayrıca yine Emeviler devrinde Endülüs fethedilmiş, Avrupa'nın içlerine girilmiş, hatta İstanbul önlerine kadar gelinmiştir.

Devamını oku...

Namaz Kılıyormusunuz?
 

Diğer Dillerde İlmihal

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi
Namazlardan önce istiğfar okunurmu?

Sual: Namazlardan önce üç kere istiğfar okumak gerekiyormuş. Bunu kametten önce mi sonra mı okumak gerekir?

CEVAP

Namazlardan önce üç kere istiğfar okumak gerekmez. Sadece bütün namazlar bitince, selam verip, (Allahümme entesselamü…) dedikten sonra, üç kere istiğfar duası okunur. Bu sünnettir. Bir de Cuma günü sabah namazının sünnetinden önce üç kere istiğfar duası okunur. Diğer namazlardan önce okumak gerekmez. Her namazdan önce, üç kere, beş kere, yüz kere de okunsa mahzuru olmaz; ama (Okumak gerekir) denince yanlış olur. Bid’at çıkarılmış olur.

Devamını oku...

Web Stats