İddet sözlükte; belirli sayı, boşanan veya kocası ölen kadının yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken süre anlamına gelir. Çoğulu "ıded" tir. İddet süresi çoğunlukla kadının ay hali sayısını veya ayları sayarak belirlendiği için bu sözcükle ifade edilmiştir. Bir fıkıh terimi olarak, Hanefîlere göre evliliğin etkilerinden, geriye kalanların sona ermesi için şer'an sınırı belirlenmiş olan süre demektir. Çoğunluğa göre ise iddet; kadının gebe olup olmadığının bilinmesi veya sırf kulluk (teabbüd) için yahut kocanın ölümü yüzünden eşinin belli bir süre beklemesinden ibarettir. (bk. el-Kâsânî, el-Bedâyî', III, 190; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, II, 823; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, II, 88; Bilmen, Hukuk-ı İslamiyye, II, 34, 35.)
İddeti daha açık bir ifadeyle şöyle tarif edebiliriz: Evliliğin ölüm, boşanma veya fesih sebeplerinden birisiyle sona ermesi durumunda kadının yeniden evlenebilmek için beklemek zorunda olduğu süredir.
Eşlerin bir araya gelmediği mücerret nikâh akdi iddeti gerektirmez. Bu yüzden evlilik akdinden sonra, cinsel temastan önce boşanma durumunda kadının iddet beklemesi gerekmez. Ancak eşlerin yalnız olarak baş başa bulunmaları durumunda da (sahih halvet) bazı cinsel temas hükümleri uygulanır. Kadının mehrin tamamına hak kazanması, iddet beklemesi, iddet nafakası alması ve baş başa kalıştan en az altı ay sonra doğacak çocuğun nesebinin kocaya bağlanması gibi haklar bunlar arasında sayılabilir.
Kur'an'da şöyle buyurulur: "Mü'min kadınları nikahlayıp da, sonra onları cinsel temastan önce boşamışsanız, üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur". (el-Ahzâb, 33/49.)
Evllik akdinden sonra cinsel birleşme olmuş kadına, evlilik herhangi bir sebeple sona erince, iddet gerektiği konusunda görüş birliği vardır. Bu durumda evliliğin ölüm, boşama veya fesihle sona ermesi sonucu değiştirmez. Cinsel birleşmenin fasit bir akitten sonra veya şüpheye dayalı olarak yapılması da sonucu değiştirmez. Hatta Şâfiîler dışında, çoğunluğa göre, eşlerin sahih halvet (baş-başa yalnız olarak kalması) durumunda da iddet gerekir.
Bu konuda genel prensip şudur: Mehrin tamamını gerektiren her boşama veya fesih durumunda iddet gerekir. Mehrin tümü veya yarısı düşen ayrılmalarda ise iddet gerekmez. Süt hısımlığı, kusur, mulâane veya din ayrılığı gibi bir nedenle ayrılma buna örnek verilebilir.
İddetin hikmeti ya kadının gebe olup olmadığının anlaşılması veya yalnız Allah'ın emrine uyarak ecir kazanmak yahut ayrılık yüzünden yas tutmak veyahut da kocanın eşine yeniden dönüşüne fırsat vermektir. Evliliğin sona erme şekline göre bu hikmetler gerçekleşir. Her ayrılıkta gebelikten güvende olma, kocanın ölümü durumunda yas, ric'î boşamada ise kocaya dönüş fırsatı verme bunlar arasında sayılabilir. (Delilleriyle Aile İlmihali)
-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-
İddet (Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali)
Evliliğin sona ermesinin birtakım sonuçları, tıpkı evlilik gibi erkek ve kadına yüklediği birtakım hak ve borçlar vardır.
İddet
Boşanma, evliliğin feshi ve ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye iddet denir. Gerçi iddeti esas itibariyle evliliği sona eren kadın beklemekteyse de dört karısı olup da bunlardan birisini boşayan veya boşadığı karısının (onunla tek nikâh altında birleştirilemeyecek derecede) yakın bir akrabasıyla evlenmek isteyen erkek de evlenmeden önce boşadığı karısının iddetinin bitmesini beklemek zorundadır.
Geçerli (sahih) evlenmeden sonra zifaf veya sahih halvet, fâsid evlenmeden sonra zifaf gerçekleşir, daha sonra eşler ayrılırlarsa kadının iddet beklemesi gerekir. Öte yandan geçerli bir evlenmeden sonra koca ölürse zifaf veya sahih halvet şartı aramaksızın kadın ölüm iddeti beklemek zorundadır.
İddet kadının önceki kocasından hamile olup olmadığının anlaşılması, buna ilâve olarak ölüm iddetinde ölen kocasına hürmet ve ric`î talâkta kocaya yeniden düşünme imkânı vermesi düşünceleriyle emredilmiştir. Diğer bir anlatımla iddet, esas olarak kadının hamile olup olmadığının ortaya çıkması amacına yönelik olmakla birlikte onun sadece bu amaçla sınırlandırılması doğru değildir. Ölüm iddetinde bunun yaratılış açısından erkeklere göre daha duyarlı ve yuvaya daha bağlı olan kadının ölmüş kocasının hâtırasına saygı ve yuvaya bağlılık simgesi olarak, boşanma iddetinde ise toplumun kötü zanda bulunmasını engellemeye, dolayısıyla kadının saygınlığının devamını sağlamaya yönelik bir önlem olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu itibarla, kadının hamile olup olmadığının tıbben anlaşılabildiği öne sürülerek, iddet beklemeye artık gerek bulunmadığı ileri sürülemez.
| Sonraki > |
|---|







