İslam İlmihali

Allah Katında Din İslamdır

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Netten Dini Yazılar

2010 Fıtır Sadakası Miktarı

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Din İşleri Yüksek Kurulu, 06/07/2010 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Dr. Ekrem KELEŞ’in başkanlığında toplandı.

2010 yılı sadaka-ı fıtır miktarının belirlenmesi görüşüldü. Yapılan müzakerelerden sonra:

Fıtır sadakası, Ramazan bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için yerine getirmekle yükümlü oldukları malî bir ibadettir. Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle toplumda karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali  ibadetin  meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her Müslüman, ihtiyacı olan yoksullara az da olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan dolayıdır ki fıtır sadakası, zekâttan farklı olarak, daha geniş bir mükellef kitlesi tarafından yerine getirilir.

 

Altın diş taktırmanın hükmü nedir?

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Zarûret olmadıkça erkeklerin altın diş taktırmaları câiz değildir. Çünkü erkeğin altın takması ve altınla süslenmesi haramdır. Kadına gelince, eğer kadınların altın dişle süslenmeleri, onların âdeti ise, bunda bir sakınca yoktur. Bu şekilde güzelleşmek kadınların âdeti ise ve israf yapılmadığı sürece, kadınlar altın diş taktırabilirler.


Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

Perşembe, 10 Haziran 2010 12:52 tarihinde güncellendi
 

Allah'ım Bana Öyle Bir Gönül Verki!

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

ALLAHIM !BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:


Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sev...ebileyim...

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

 

Diyanet İşleri Başkanlığı 2010 Hac Kotasını Açıkladı

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

KabeDiyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, “Bir kişi Kur'an-ı anlamak ve kavramak istiyorsa, mutlaka peygamber efendimize kulak vermek, O'nun sünnetini kavramak zorundadır” dedi.

Bardakoğlu, Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen “Hazreti Peygamber ve Kur'an Sempozyumu”na katıldı.

Sempozyumda konuşan Bardakoğlu, “Bir kişi Kur'an-ı anlamak ve kavramak istiyorsa, mutlaka peygamber efendimize kulak vermek, onun sünnetini kavramak zorundadır” dedi.

Salı, 20 Nisan 2010 08:53 tarihinde güncellendi
 

2010 Yılı Hac Kura Sonuçları

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 21
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesince açıklamış olduğu bilgilere göre Hac Kura Sonuçları 26 Mayıs 2010 günü saat 11'de başlanacak. Yalnız sonuçların internetten açıklanması ise aynı gün saat 21:00'den itibaren Hac Dairesi Başkanlığının sitesinde yayınlacaktır. Sonuçlara BURADAN ulaşabilirsiniz. Herkesin O mübarek beldeleri görmesi temennisi ile dua ediyoruz. İslamİlmihali.net olarak Kura sonucunda isimleri açıklanan Hacı Adaylarımıza şimdiden Allah Kabul etsin diyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesi Başkanlığının yapmış olduğu açıklama ise şöyle;

 

Çarşamba, 26 Mayıs 2010 08:41 tarihinde güncellendi
 

Müslüman Zengin mi Fakir mi Olmalı?

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Kanaatimce fakirlik ve zenginlikten birini mutlak mânâda nimet ya da onun zıddı olan nikmet şeklinde değerlendirmek doğru değildir.

Zira tarih boyunca fakirlerden pek çok salih kimse olduğu gibi yine zenginlerden de kendini Allah'a adamış, "Allah adamı" diyebileceğimiz pek çok insan var olmuştur. Bu sebeple diyebiliriz ki, yerine göre fakirlik yerine göre de zenginlik hayırlıdır; her iki durum da yerine göre hem nimet hem de nikmet olabilir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) fakir bir hayat yaşamıştı. Fakat O'nun yaşadığı, ızdırarî bir fakirlikten ziyade iradî bir fakirlikti. Evet, O, hususi konumu itibarıyla fakir bir hayatı tercih etmişti. İsteseydi dünya serveti hane-i saadetlerine akıp dururdu. Ancak çok iyi biliyoruz ki, mübarek hanelerine servetin aktığı zaman bile O Mukteda-yı Küll Rehber-i Ekmel Efendimiz (aleyhi salavâtullahi ve selâmuh), hayat-ı seniyyelerini hiç mi hiç değiştirmemişti. Mesela, Hazreti Hatice (radiyallahü anhâ) bütün servetini Efendimiz'e teslim etmişti. O da, bütün bunları Allah yolunda sarf etmişti. Nitekim bir defasında Hazreti Ömer'e, "İstemez misin ey Ömer, dünya onların, ahiret de bizim olsun?" buyurmuştu. Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi olan Hazreti Ebû Bekir'in (radiyallahü anh) Sunh'taki evi de tam bir fakirhaneydi. Zaten kendisi uzun süre mahallenin koyunlarının sütlerini sağarak geçimini sağlamıştı. Hazreti Ömer'in (radiyallahü anh) durumu da farklı değildi. Bütün Müslümanların halifesi olduğu zaman bile mâil-i inhidam/yıkılacak gibi duran bir evde oturuyordu.

Pazartesi, 17 Mayıs 2010 11:15 tarihinde güncellendi
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 19

Namaz Kılıyormusunuz?
 
Şu anda 51 ziyaretçi çevrimiçi

Yeni Yazılardan Haberdar Olmak İçin E-mail adresinizi girin:

Günde 1 e-posta Postanıza gelen onay e-postasını mutlaka onaylayın

Web Stats