İslam İlmihali

Allah Katında Din İslamdır

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

II. Abdülhamid han, kadınların çarşaf giymesini niçin yasaklamıştır?

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Bu husustaki emrin özeti şöyledir:

Büyük İslâm devletinin ayakta durması, kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde dinin hükümlerine uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek fertler, gerek devlet için, maddî ve manevî sonsuz zararlara sebep olacağından, İslam kadınlarının Allah’ın emirlerinden olan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina etmeleri gerekir.

Bu çarşaflar, İslam kadınlarınca örtünmeye asla münasip ve müsait olmadığı gibi, bazı münasebetsiz erkekler tarafından da, kötü maksatlarla giyilebilir. Dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan zararlarından ötürü, gereği uygun bir şekilde anlatılarak, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır. (Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dairesi 5894; 2 Nisan 1892 Hükümdar Başkâtibi)

 

Bu işin doğrusunu Mustafa Armağan kendisi sitesinde şöyle açıklıyor;

 

 

 

Yaşasın, Abdülhamid çarşafı yasaklatmış!

 

Şimdi geldik meselenin bam teline. Sizi bir miktar zorlayacağım ama belgenin, yorumcuların ellerinde nasıl kılıktan kılığa girdiğini görebilmeniz için dişinizi sıkın, derim. Üstelik sizin için metni biraz sadeleştirdim. Belge ilk defa burada özet değil, tam metin olarak yayınlanıyor. Başkâtip Süreyya Bey’in sultanın ağzından kaleme aldığı belge konuşuyor:

 

 

“Padişah hazretlerinin, bugün yüce cuma selamlığı törenini müteakip Teşvikiye’de bulunan devlet silahhanesini yüksek teşrifleri gerçekleştikten sonra saraya dönerken geçtiği yol üzerinde acayip bir tarzda bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini dahi siyah renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş, bunların neredeyse çıplak denilecek derecede açık saçık bulunmalarına ve adeta matem elbisesi giyinmiş Hıristiyan kadınlarına benzemiş olmalarına bakarak birdenbire Müslüman olup olmadıklarında tereddüde düşmüştür. Delil ve açıklama gerektirmez bir husustur ki, Yüce İslam Devleti’nin (Allah onu kıyamete kadar yaşatsın) kıvam ve bekasının ve şevket ve yükselişinin artışı, devlet kurumunun fertlerini oluşturan bütün erkek ve kadın Müslümanların hal, durum ve hareketlerinde Şeriatın faydalı ve kurtarıcı hükümlerine eksiksiz bir ihtimamla uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek ümmetin fertleri, gerekse devletin esası için maddî ve manevî açıdan sonsuz zararlar verecektir. Bu yüzden Müslüman kadınların Allah’ın emirleri arasında bulunan tesettür ve hicaba girmenin güzel adabına dikkat ve özen göstermeleri gerektiğine dair beyan ve delil getirmek gereksizdir. İşbu çarşaflar ise Müslüman kadınlarca tesettür emrine asla uygun ve müsait olmadığı gibi, [kötü] bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından dahi bir yerde fesat ve mel’anet [aleti] olarak kullanılmaktadır. Hatta geçenlerde bir erkek bu şekilde çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silahlı olarak bir eve girmiş ve evdeki kadının üzerine hücum edip çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşmuştur. Dinî açıdan ve toplumun iyiliği için açık olan çok sayıdaki zarar ve sakıncaya dayanarak bu konuda gereken kişilere yumuşakça ve münasip bir üslupla anlatılmak ve gerekli nasihatler verilmek suretiyle kadınlarca çarşaf giyilmesinin yasaklanması [veya engellenmesi] için sebeplerin temini padişahın emir ve fermanı gereğidir. O konuda emir ve ferman, emir sahibinindir.”

Metnin nefaseti ve üslubunun yumuşaklığı bir yana, bir çelişki gözleri yakmakta değil midir? Abdülhamid, hem çarşafın yasaklanmasını emrediyor (güya), hem de onun Müslüman kadınların tesettürüne uygun olmadığını söylüyor, yani çarşafı açık saçık ve neredeyse ‘çıplak’ buluyor! Hem Şeriata uymanın önem ve gereğinden bahseden, hem de çarşafın dinî açıdan sakıncalı olduğunu söyleyen bir metin sizce gerçekte ne demek istemiş olabilir?

 

 

İşte popüler tarihçinin anlamak istemediği, daha doğrusu anlamaya güç yetiremediği için özellikle düzleştirip çarpıttığı yalın gerçek, bu sorunun ucundadır ve ancak tarihin katmanları arasında çıkılacak zahmetli bir yolculukta açacaktır peçesini.

 

 

Çarşamba, 18 Mart 2009 09:00 tarihinde güncellendi  

Yorum ekle

Yorumların içeriği kullanıcıları bağlamaktadır.
Hiç bir yorumdan islamilmihali.net sorumlu değildir.


Güvenlik kodu
Yenile


naturelist adlı kişiyi Twitter'da takip et
Namaz Kılıyormusunuz?
 
Şu anda 81 ziyaretçi çevrimiçi

Site Bülteni

Yeni Yazılardan Haberdar Olmak İçin E-mail adresinizi girin:


Web Stats