İslam İlmihali

Allah Katında Din İslamdır

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Nefis Terbiyesi

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.  (Âl-i İmrân Sûresi, Ayet 14)

 

Müminin dili kalbinin arkasındadır. Konuşmak isterse önce kalbi ile düşünür sonra dile döker..Münafığın dili kalbinin önündedir.Bir şeyi aklına geldiği gibi söyler kalbi ile düşünmez.

 

 

 

Ey Rabb'im! Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun… İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sâdık kullarını yalnız bırakma. Sen’den kalplerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.   Ey Rabbim! Yüce Esmai Hüsnan hürmetine senden istiyorum.

 

Ey Allah’ım! Senden başka ilah yoktur.

Ey Merhametli Rabbim! Yüce Kitabımız Kur’an’ı öğreten, affeden ve acıyan sensin.

Ey mülkün ve kıyamet denilen dehşet verici günün sahibi ve hakimi Rabbim!.

Ey bütün eksik ve noksanlıklardan münezzeh, Malik, güven veren ve yüce olan Rabbim! Melik, Hak ve selam isimlerinin sahibi olan Allah, imansızların vasfından beridir.

 

Allah insanları kurtuluş yurduna çağırır.

Ey güven sağlayan, görüp gözeten, zor kullanma gücüne sahip yüce ve münezzeh Rabbim Sen ne güzel bir Mevla ve ne güzel bir yardımcısın.

 

Doç. Dr. Şadi Eren Nefis Terbiyesi

 

Ata binmesini bilirseniz size hizmet eder. Ama binmesini bilmez iseniz sizi sırtından atar. Nefis de onun gibidir. Nefis illa kötü bir şey demek değildir. İyi terbiye edilirse ona binmesi bilinirse (tabiri caizse) o nefisten istifade edilir. Ama bilinmediği zaman insanı üzerinden atabilir.

Şairliğim yok ama nefis ile alakalı orada görmüş olduğumuz ifade aklıma gelmişti. "İnsanda bir nefis var azılımı azılı

Mahiyetine bir bak "ben düşmanım" yazılı".

İnsanı insan yapan aynı zamanda nefistir. Bizi meleklerden ayıran diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden birisidir. Allah dileseydi bize nefis vermezdi, nefse musallat olan şeytanı yaratmazdı. O zaman herkes çok rahat yaşardı, hiç günah diye bir şey olmazdı hırs diye bir şey olmazdı. Yeryüzünde fesat çıkarmak, kan dökmek gibi şeyler olmazdı. Ama bunlar oluyor. Bunlar nefis ile oluyor ve nefsi teşvik eden şeytan vasıtası ile oluyor. İşte bir köpekte mesela eğitilebilir, eğittiğiniz zaman o köpekten istifade edersiniz ama eğer eğitilmemişse o köpek sizi ısırabilir.  Nefiste benzeri bir şekilde bir özellik taşıyor.

Mevlana Celaleddini Rumi kitaplarında Mesnevi'de özellikle nefis ile alakalı çok ilginç tespitleri olan bir maneviyat büyüğüdür. Ve orada diyor ki Mesnevide dikkat et firavunda olan sende de var. Yani her insanda firavun olabilecek bir özellik vardır. Ama senin nefsin şuanda senin firavunun şuanda hapiste kayıtlı eğer uygun bir ortam olsa o da bir firavun halini alabilir. Buradan şunu anlıyoruz, firavun eğer nefsini terbiye etseydi herhalde Hz. Musa (a.s)'nın önde gelen sahabelerinden birisi olurdu arkadaşlarından birisi olurdu. Ama o nefsini terbiye etmedi daima ben ben dedi hatta o kadar ki "ben en yüce rabbinizim" (haşa) diyecek kadar ileri gitti. Halkada bunu kabul ettirmeye çalıştı. Eğer nefis terbiye edilmezse o nefis insanı bir firavun yapıyor. İşte tarihte çok firavunlar gelip gelmiştir zamanımızın bence firavunları bulunmaktadır. Bunlar nefsini terbiye etmemiş olan kimselerdir.

Peygamberimiz aleyhiselati vesselam bir hadisinde "İnsanla Allah arasında zulmani ve nurani 70.000 perde vardır" buyuruyor. Herhalde bu perdeler arasında en kalın olanı nefis perdesidir. Perde derken, önümüzde perde varken ilerisini göremeyiz. Bu insan Allah'ı bilmek, Allah'ı bulmak için yaratılmıştır. Ama Allah'ı bulmaya önünde engeller var, önünde perdeler var, bunlardan bir tanesi nefis. Mesela nice ikramlara mazhar oluyoruz, nice başarılar içinde bulunuyoruz bunlar Cenab-ı Hakk'ın ikramıdır. Ama nefis ben yaptım ben ettim diyor. Karundan örnek vereyim mesela Karun çok büyük bir servet sahibi Allah ona nasip etmiş ama o bunu değerlendirirken  "bu bendeki ilimden dolayı denildi" ben kendi hünerimle bunu yaptım diyor Allah verdi diyemiyor. Demek ki nefsini aşamamış nefsini aşamayınca da Karun oluyor.

Ve nefis bir ejderhaya benzetilir, herhalde yedi başlı ejderha temsili daha uygun gider. Bir tanesinin işini bitirseniz bile diğer başı sağlam kalabiliyor. Ve eğer nefis ile alakalı gerekli tedbirleri alınmazsa insanın manevi yönden bu yutabilir.

Acaba çocukta nefis var mıdır?

Acaba çocukta nefis var mıdır? Oradan başlayabiliriz. Çocuk genç ihtiyar onları tek tek değerlendireceğiz. Nefis insanın istek yönü şeklinde ifade ettiğimize göre çocuğunda elbette bir istek yönü var çocukta da nefis var. Çocuk dünyaya geldiğinde elleri yumuktur. Bu cimriliğinde adeta bir alameti ve normal şartlar altında insan yaratılış itibari ile cimridir. Diyelim ki elinizde bir cep telefonu var veya başka bir şey var. Çocuk sizin elinizdekini almaya taliptir. Ama siz onun elindekini almak isteseniz size vermek istemiz. İşte bu bencillik, egoistlik çocuğun tabiatında bulunmaktadır. Öte yandan istek yönü ile değerlendirdiğimizde, diyelim ki dört yaşındaki çocuğunuzla bir oyuncakçı dükkanına girseniz, üç tane oyuncak alsanız çocuk bir türlü doymak bilmez eğer elinden gelse dükkandaki bütün oyuncakları almak ister. Demek ki bu manada istek yönü ile düşündüğümüzde çocukta da nefis var ve bu devamlı yeni yeni şeyler isteyecektir. Büyüdükçe ihtiyaç listesi değişebilecektir ve ömrünün sonuna kadar da bu istekler bitmeyecektir.

Gençte nefis, en kuvvetli dönemini yaşar. İnsanın nefsinin istekleri var ve bu istekler gençlik döneminde çok daha ileri boyutlarda çok daha taşkın boyutlarda. Belki çocuğu bir derece de ıslah etmek daha kolay olabilir ama bir genç tamamen nefsinin hevasına esir olmuşsa onu kurtarmak o kadarda kolay değildir. Bir maneviyat büyüğü diyor ki, "Genç günahları istediği gibi günahlarda genç ister". İşte günümüzde gençliğin durumunu az çok görüyoruz ve belki de tarihin hiçbir döneminde günahlar bu kadar açıktan işlenmemişti. Dünyanın hiçbir döneminde gençler bu kadar manevi tehlikelerle karşı karşıya kalmamıştı. Bu açıdan baktığımızda gerçekten günümüz gençliğinin nefis terbiyesine çok şiddetle ihtiyacı var.

Acaba ihtiyarlayınca nefiste ihtiyarlar mı?

İhtiyarda nefis, acaba ihtiyarlayınca nefiste ihtiyarlar mı sesini keser mi ? Bunla alakalı şöyle bir tespitte bulunmaya çalıştım. " İhtiyarın beli bükülse, dişi dökülse bile nefsi dimdik ayakta durur" bunu yaşlı olanlar kendi nefislerinde hissederler ve onlarla sohbet edildiği zaman onlar kendileri de zaten bunu ifade ederler. Ancak bir çocuğun istek dünyası ile, bir gencin istek dünyası aynı değildir. Bir ihtiyarınki de aynı değildir. Onun da kendine göre istekleri bulunmaktadır.

Nefis-Akıl İlişkisi

Burada nefis akıl ilişkisine biraz temas edeceğiz. Bununla alakalı şöyle bir rivayet kitaplarımızda geçiyor. Allah'u Teala önce aklı yaratmış ve akla demiş ki " Ben kimim sen nesin?". Akıl demiş ki sen benim Rabbi Rahimimsin bende senin aciz kulunum. Allah'u Teala akla şöyle demiş: " Ben senden daha değerli bir şey yaratmadım verdiğimi seninle verir aldığımı seninle alırım". Ardından nefsi yaratmış ve nefsi de ateşten yaratmış ve nefse sormuş " Ben kimim sen nesin?". Nefis çok böyle kaba bir şekilde serkeş bir şekilde "ben benim sende sensin" bunun üzerine Allah'u Teala nefse değişik azaplar uygulamış tekrar sormuş: " Ben kimim sen nesin?". Nefis yine "ben benim sende sensin" demeye devam etmiş. Yani Rabbini tanımak istemiyor. Bunun üzerine  Allah'u Teala nefsi aç bırakıyor ve açlıktan sonra tekrar soruyor: " Ben kimim sen nesin?". Nefis o zaman haddini artık bilir vaziyete geliyor " sen benim Rabbi Rahimimsin bende senin aciz kulunum" diyor.

Burada şunu görmekteyiz insanın aklı Allah'ı bulmakta çok da zorlanmaz o bizim Rabbi Rahimimizdir bizde onun kullarıyız. İnsanlar bu noktaya kısa bir zamanda gelebilir ama nefsin bu noktaya gelebilmesi çok da kolay değil. Değişik azaplar görse bile yine hemen Allah diyemiyor ama aç kaldığında açlık vasıtası ile Cenab-ı Hakk'ı Rabbi Rahim olarak tanıyor.

Ramazan ayı bunun çok güzel bir ortamıdır. Ramazan ayında hepimiz bunu hissediyoruz. Öyle ki nefis daha önce söz dinlemezken Ramazan ayında daha uysal bir hale geliyor. Hatta rivayette var Ramazan ayı geldiğinde şeytanlar zincire vurulur, Cennet kapıları açılır Cehennem kapıları kapanır. Bir tanesi sordu bana hocam dedi rivayette böyle geçiyor ama Ramazan da benim şeytan yinede rahat durmuyor buna ne diyeceğiz dedi. Ben şunu söyledim Allah'u Teala Ramazan ayında şeytanlara kayyuz vermiyor şeytanlar yine iş başında ama oruç vasıtasıyla biz nefsimize hakim oluyoruz ve şeytanı dinlemeyecek duruma geliyoruz. Böyle olunca iyi oruç tutan kaliteli oruç tutan bir kimse kendi şeytanını zincire vurmuş oluyor.

 

Eğer Videoyu izleyemiyorsanız buraya tıklayarak gerekli programı indiriniz… (Youtube videolarını bu programı bir defa kurarak her zaman izleyebilirsiniz. )

 

 

Yorumlar  

 
0 #1 Biz günahkâr GençlerMuhammed Berat Geçit 2012-01-25 21:23
vaybe şadi hocam. Bu nefis ne kadarda büyük bir azılı dosttur. ALLAH bizim gibi günahkâr gençleri korusun.(Amin)
Alıntı
 

Yorum ekle

Yorumların içeriği kullanıcıları bağlamaktadır.
Hiç bir yorumdan islamilmihali.net sorumlu değildir.


Güvenlik kodu
Yenile


naturelist adlı kişiyi Twitter'da takip et
Namaz Kılıyormusunuz?
 
Şu anda 89 ziyaretçi çevrimiçi

Site Bülteni

Yeni Yazılardan Haberdar Olmak İçin E-mail adresinizi girin:


Web Stats